İşe iade talebinde süreler: Fesih bildiriminden sonraki ilk otuz gün
İş güvencesi kapsamındaki bir çalışan, fesih bildirimini aldığı andan itibaren kısa ve kesin sürelerle karşı karşıyadır. Bu sürelerin kaçırılması, talebin incelenmeden reddine neden olabilir.
İş sözleşmesinin işveren tarafından feshedilmesi, çalışan açısından hem ekonomik hem de hukuki sonuçları olan bir gelişmedir. İş güvencesi kapsamındaki çalışanlar, feshin geçerli bir nedene dayanmadığını düşünüyorlarsa işe iade talep edebilirler. Ancak bu hak, kanunda belirlenen sürelere sıkı sıkıya bağlıdır.
İş güvencesinden kimler yararlanır?
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesine göre iş güvencesinden yararlanabilmek için kural olarak şu koşulların birlikte bulunması gerekir:
- İşyerinde otuz veya daha fazla işçi çalışıyor olmalıdır.
- Çalışanın en az altı aylık kıdemi bulunmalıdır.
- İş sözleşmesi belirsiz süreli olmalıdır.
- Çalışan, işletmenin bütününü yöneten işveren vekili konumunda olmamalıdır.
Kritik süreler
Fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurulması zorunludur. Arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamazsa, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabilir (İş K. m. 20).
İşe iade talebinde süreler hak düşürücüdür; geçirildiğinde hak, kural olarak bir daha ileri sürülemez.
Hangi belgeler önemlidir?
- Yazılı fesih bildirimi ve tebliğ tarihini gösteren belge
- İş sözleşmesi, ücret bordroları ve banka kayıtları
- Varsa savunma istem yazısı ve verilen savunma
- Performans değerlendirmeleri, uyarı yazıları ve yazışmalar
Davanın olası sonuçları
Mahkeme feshin geçersizliğine karar verirse, işçinin işe iadesine hükmeder. Kararın kesinleşmesinden sonra işçinin süresi içinde işe başlamak için başvurması gerekir. İşverenin işçiyi başlatmaması hâlinde kanunda öngörülen tazminatlar gündeme gelir.
Fesih bildirimini alan bir çalışanın ilk iş günlerinde hukuki değerlendirme yaptırması, sürelerin korunması bakımından belirleyicidir.